Şimdi yükleniyor

KADIN ORGAZM BOZUKLUĞU

Biyoloji, Psikoloji ve Sessizliğin İçindeki Ses

“Bir şeyler eksik gibi…”, “Tam rahatlayamıyorum sanki.”, “Eşim her şeyi deniyor ama ben sorunluyum galiba.”, “Onu seviyorum ama sanki bedenim cevap vermiyor.”, “Benim için çok da önemli değil.”

Birçok kadın bunları terapide fısıltıyla söyler. Çünkü hâlâ pek çok kültürde kadınların arzusu bastırılır, haz alma hakkı sorgulanır. Ama şu bir gerçek; orgazm kadının bedensel, ruhsal ve ilişkisel hakkıdır.

Orgazm Bozukluğu Nasıl Tanımlanır?

Kadın orgazm bozukluğu, DSM-5’e göre cinsel aktivite sırasında yeterli uyarıma rağmen orgazma ulaşamama ya da orgazmın belirgin gecikmesiyle tanımlanır. Bu tablo, en az altı ay sürmeli ve kişide belirgin sıkıntıya yol açmalıdır. Ancak bu tanı yalnızca fizyolojik süreci değil; kadının kültürel, psikolojik ve ilişkisel yüklerini de barındırır.

Orgazmın Önündeki Görünmez Engeller:

Kadının Bedenine, Bilgisine ve Sesine Uygulanan Sessiz Sansür

Kadın orgazmı yalnızca bedensel bir refleks değildir; duygusal güven, zihinsel rahatlık ve bedensel farkındalıkla birlikte ortaya çıkar.

Ama bu sürece ket vuran birçok görünmez engel vardır:

-Cinsel Eğitim Eksikliği

Birçok kadın cinselliği yalnızca partnerini memnun etme odaklı öğrenir. Oysa haz, ancak bilgiyle mümkündür. Eğitim verilmediğinde, kadının kendi bedenine dair merakı bastırılır, arzuları susturulur. Ve çoğu zaman da kadın “ayıp” damgası yemenin korkusuyla kendi arzularını keşfetmeye cesaret edemez.

Kadının Bedenini Tanımaması

Birçok kadın, kendi bedenine yabancıdır. Nereye dokunulunca ne hissettiğini bilmez; çünkü bedenini tanımaya teşvik edilmemiştir. Mastürbasyon hâlâ ayıplanır, beden hâlâ susması gereken bir alan gibi görülür. Oysa orgazmın yolu bedeni tanımaktan geçer. Kendine dokunmaktan utandırılan bir kadın, haz almaktan da çekinir.

-Kadının Bedeniyle Barışık Olmaması

Beden algısı bozulmuş bir kadın, sevişme sırasında zihninde şu seslerle boğuşur: “Göbeğim belli oluyor mu?”,“Çirkin miyim?”,“Acaba güzel kokuyor muyum?”

Zihin devreye girdiğinde bedenin kendini bırakması zorlaşır. Oysa orgazm, zihnin sustuğu, bedenin konuştuğu andır. Ve bu, bedenle barış içinde olmayı gerektirir.

-Biyolojik ve Psikolojik Etkenler

Nörokimyasal dengesizlikler, hormonal bozukluklar orgazmı zorlaştırabilir.

Aynı zamanda travmalar, suçluluk duyguları, bastırılmış öfke, depresyon ve kaygı bozuklukları da süreci sekteye uğratabilir.

-İlişkisel Faktörler ve Toplumsal Mitler

Partnerle duygusal yakınlık olmaması, cinsel iletişim eksikliği, performans baskısı… Hepsi orgazma ulaşmayı güçleştirir. Ve toplumun kadına dayattığı şu cümleler bu baskıyı artırır:

“İyi kadın çok seks istemez.”

“Kadın çok haz alırsa hafif olur.”

Bu mitlerle büyüyen bir kadın, arzularını önce kendine sonra dünyaya kapatır.

Peki Ne Yapılabilir?

-Bedenle barış: Mastürbasyon hâlâ tabu ama bedeni keşif için en önemli anahtarlardan biridir.

-Kültürel inançları sorgula: “Benim haz alma hakkım ne zaman bastırıldı?”

-Cinsel iletişim kur: Partnerle konuşmak, sessizliği bölmek iyileştiricidir.

-Profesyonel destek al: Cinsel terapi, beden-zihin bağlantısını güçlendirir.

Ne Zaman Yardım Almalısın?

 -Bu durum seni ya da ilişkini etkiliyorsa

-Ruhsal bir bozukluğa sebep olduysa (depresyon, anksiyete vs…)

– Orgazm olmaman, utanç, suçluluk, yetersizlik veya değersizlik hisleri yaratıyorsa

– Cinsel birleşme sırasında hissizlik ya da boşluk duygusu yaşıyorsan

-Seksten tamamen uzaklaştıysan

Bu sessizlik içinde boğulmak zorunda  değilsin. Orgazm, bir kadının bedensel hakkı kadar, ruhsal bir izindir. Ve o izni önce sen kendine vermelisin..

Yorum gönder